sd Gökyüzünden Gelen Tehlike: Göktaşları

Gökyüzünden Gelen Tehlike: Göktaşları

Siz bu sayfada göz gezdirirken atmosferin üst tabakalarında bir meteor bombardımanı yaşanıyor. Her ne kadar farkında olmasanız da Dünyamız'ı çevreleyen atmosfer sayesinde büyük felaketlerden korunuyoruz.

Saniyede ortalama 40 kilometre hızla Dünyamıza yönelen meteorlar atmosfere girdikten sonra sürtünme etkisiyle yanmaya başlıyor. Bu "kozmik bombalar" doğal bir kalkan görevi gören atmosfer sayesinde size ulaşmadan "eritiliyor". İstatistiklere göre bu şekilde yılda ortalama 50.000 meteor atmosfer tarafından bu şekilde zararsız hale getiriliyor. (Asteroid Impact Risk: ESA Unveils Proposed Missions to Study Near Earth Objects 27 Eylül 2002, spaceref.com)

Ay Yüzeyindeki Kraterler

Dünyamızın aksine Ay'da atmosfer bulunmaz. Göktaşlarına tamamen açıktır. Ay yüzeyi çapları yer yer 40 kilometreyi bulabilen kraterlerle doludur. Her biri geçmişte yaşanmış çok şiddetli bir çarpışmanın günümüze uzanan izleridir. Eğer atmosferimiz göktaşlarını durduran bir yapıda olmasaydı bizler de sürekli bir göktaşı bombardımanı altında kalırdık. Atmosferin koruyucu özelliği yeryüzünde insanların ve diğer tüm canlıların yaşamını mümkün kılan çok hassas ayarlamalardan biridir.

Ne var ki atmosferin bu koruyucu özelliği onu dev göktaşlarına karşı aşılmaz bir engel kılmıyor. Kilometrelerce genişlikte bir asteroid (küçük gezegen) karşısında kendinizi bu kalkandan tamamen mahrum düşünebilirsiniz. Çapı 50 metreden büyük asteroidler atmosferi aşıp yeryüzüne ulaşabiliyor. Yeryüzünün, uzun geçmişi boyunca bu tür büyük göktaşlarıyla en az birkaç yüz defa karşılaştığı biliniyor. Yandaki haritada işaretli noktalar, bugüne kadar keşfedilen 200 göktaşı kraterinin konumlarını gösteriyor.

15 Mart 2002'de dünyaya 450.000 kilometre uzaklıktan 50 ila 100 metre çaplı bir asteroid geçti. Bu uzaklık Dünya'nın Ay'a olan uzaklığının sadece 1,2 katı. Eğer Dünya'ya çarpmış olsaydı kuvvetli bir nükleer bomba etkisinde patlama meydana getirecekti.

22 Haziran 2002'de ise bir futbol sahası büyüklüğünde bir asteroid çok daha yakından, yalnızca 120.000 kilometre uzaklıktan ve saatte 37.000 kilometre hızla geçti. Lincoln gözlemevi başkanı Grant Stokes "Bu çok ama çok yakın bir geçişti... Göktaşı istatistikleri ele alınacak olursa, belki de senede 50 kez, 100 metre çapında göktaşları dünya ile ay arasında bir noktadan geçiyor." dedi.

Teknoloji Göktaşlarını Engellemede Yetersiz

Her iki göktaşı da Güneş'in bulunduğu açıdan geldi ve parlaklık yüzünden ancak birkaç gün sonra fark edilebildi. Kör nokta olarak tabir edilen bu açıdan Dünya'ya çarpacak bir göktaşını önceden haber alma imkanı kesinlikle bulunmuyor. Ayrıca muhtemel bir çarpışmanın şekli ve zamanı doğru olarak belirlense bile günümüz teknolojisi bunu engellemede tamamen yetersiz kalıyor. Bir meteor her an Dünya'ya, belki de şu anda sizin bulunduğunuz yerleşim bölgesine düşebilir. Eğer İstanbul gibi kalabalık bir yerleşim bölgesinde yaşıyorsanız can kaybı kat kat artacaktır. Göktaşının çapı bir kilometrenin üzerindeyse etkileri çok daha geniş çaplı ve kalıcı olacaktır. Oluşacak toz bulutları yıllarca Güneş'in önünü kapayarak çok uzun ve soğuk kışlar yaşanmasına neden olacaktır. Çapı birkaç kilometre olan bir asteroid ise bir medeniyetin sonu anlamına gelebilir. Böyle bir çarpışma etkisiyle depremler, yangınlar, volkan patlamaları birbirini izleyecektir.

Galaksimizde trilyonlarca asteroid, gezegen ve kuyruklu yıldız gezinmektedir. Böyle bir ortam içinde Dünya'ya her an bir göktaşı düşüp onu mahvedebilecekken Dünyamızın özel bir atmosferle korunması çok büyük bir mucizedir. Bu Allah'ın kulları üzerindeki korumasının ve şefkatinin bir tecellisidir. Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar." (Enbiya Suresi, 32)

Yeryüzünde veya uzayda meydana gelebilecek her türlü olay şüphesiz Rabbimiz olan Allah'ın dilemesiyle gerçekleşmektedir ve atmosferi sebep kılarak Dünyamızı koruyan Allah, bu gibi tehlikelerden bizleri korumaktadır.

1908'de 2000 Kilometrekare Yerle Bir Oldu

Günümüze daha yakın bir meteor felaketi 30 Haziran 1908 tarihinde Sibirya'nın Tunguska bölgesinde yaşandı. Atmosfere girip yanmaya başlayan bir göktaşı yeryüzüne henüz ulaşamadan yaklaşık 8.000 metre yükseklikte patladı. Patlamanın etkisiyle hemen aşağıda bulunan 2.000 kilometrekarelik alandaki hayvanlar telef olurken bütün ağaçlar yerle bir oldu.

3,5 Milyon Ton Patlatıcıya Eşit

Bir başka ünlü meteor etkisini ABD'nin Arizona Eyaletindeki Barringer Meteor Krateri oluşturuyor. 1.2 kilometre çapındaki 50.000 yıllık kraterin, çapı 30 ila 100 metre arasında bir göktaşının eseri olduğu düşünülüyor. Patlamada açığa çıkan enerjinin ise 3,5 milyon ton TNT'ye denk olduğu hesaplanıyor. Ebat olarak çok büyük olmamasına karşın böyle bir patlama meydana getirebilmesi büyük ölçüde içerdiği metal elementlerden kaynaklanıyor. Bir göktaşı ne kadar çok metal içeriyorsa yıkıcılığı da o kadar fazla oluyor.

Güneş Sistemi göktaşlarıyla dolu. Astronomlar sayıları milyonları bulan asteroidlerden birinin her an yörüngesinden kurtulup Dünya'yla çarpışma rotasına girebileceğinin altını çiziyorlar. (Harun Yahya, Evrenin Yaratılışı)

Belki de tam şu anda bunun gibi bir meteorun bulunduğunuz bölgeye doğru yol alıyor olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Dinozorlar Nasıl Yok Oldu?

Göktaşları iklimde önemli değişiklikler meydana getirerek canlılar üzerinde önemli rol oynar. Dinozor soyunun günümüzden 65 milyon yıl önce aniden yok olmasına, dev bir göktaşı çarpışmasının ve bunun ardından yaşanan iklim değişikliklerinin sebep olduğu düşünülüyor. Bu teoriyi desteklediği söylenen en önemli bulgu 1990 yılında gerçekleşti. Meksika'da Yucatan yarımadasında 180 kilometre çapında bir krater bulundu. Bu krateri oluşturan göktaşının 10 kilometre çapında olduğu tahmin ediliyor. Son yapılan bilgisayar hesaplamalarına göre çarpışma anında tam 18.000 kilometreküp kaya ve toprak bir anda eridi. Dinozorlar da dahil olmak üzere canlı türlerinin % 70'i bu dönemde ortadan kalktı. (Beyond 2000.com: Crater Face 28 Ekim 2002)

"Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi'nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır." (Fatır Suresi, 41)

Bu makale, Araştırma Dergisi 16. sayı (Şubat 2003) 16. sayfada yayınlanmıştır. //

Bilim Adamları Diyor ki

Prof. Roger Penrose, Matematikçi

"Demek istediğim şudur ki evrenin bir amacı vardır. Orada öyle, bir şekilde şans eseri var olmamıştır".

Albert Einstein (1879-1955)

Derin bir imana sahip olmayan gerçek bir bilim adamı düşünemiyorum. Bu durum şöyle ifade edilebilir: Dinsiz bir bilime inanmak imkansızdır.

Stephen Hawking

“... Big Bang'ten sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi.” 


Blaise Pascal (1623-1662)

Pascal sözlerinde Allah'ın, matematikten elementlerin düzenine kadar herşeyin Yaratıcısı olduğunu söyleyerek, Allah'ın sonsuz gücünü ifade etmiştir.

Johannes Kepler (1571-1630)

Tabiat kitabına göre biz astronomlar, Yüce Allah'ın din adamları olduğumuzdan, bizim Allah'ın şanını konuşmamız gerekir.

Mikrodünyadan Sonsuz Uzaya